• Oku
  • Yeni Ekle

Çanakkale ve Savaşı

Diğer vikilerden daha özgür!

Bu madde içerik, anlam ve yapı olarak bozuktur.

Düzeltilmesi gerekmektedir. Katkı sağlayarak veya düzeltim yaparak maddeyi geliştirebilirsiniz.

Maddede yazım ve imla hataları tespit edilmiştir. Maddeyi düzelterek Viki'ye katkı sağlayabilirsiniz.


Çanakkale de kazanılmış bir destanın adı ve Marmara bölgesinde bir il.
"Çanakkale ve Savaşı"
Çanakkale ve Savaşı
Çanakkale Savaşı
Çanakkale Savaşı
Çanakkale ve Savaşı (Gallipoli campaign); Çanakkale Savaşları, Birinci Dünya Savaşı içinde, tarihin en kanlı muharebelerinin cereyan ettiği bölümü olarak bilinir. Bu savaşlar Türk’ün sayısız zafer, şan ve şerefle dolu tarihinin en parlak sayfasıdır.

Çanakkale Savaşları, Birinci Dünya Savaşı içinde, tarihin en kanlı bölümü olarak bilinir. Türk'ün sayısız zafer, şan ve şerefle dolu tarihinin en parlak sayfasıdır. I.Dünya savaşı'ndan kısa bir süre önce, 1911-1912 yıllarında Osmanlı Devleti son Afrika topraklarını İtalya'ya kaptırmış, 1912-1913 Balkan Hezimeti ise, Rumeli'deki son Türk hakimiyetini silip süpürmüştür. Bulgar Ordularının İstanbul kapılarını zorlaması, 500 yıldır Türk olan Rumeli'nin kaybı, İstanbul ve boğazların güvenliğinin tehlikeye girmesi, o zamanın devlet adamlarında siyasi yalnızlığımızın tabii bir sonucu olarak değerlendirilmiştir.[1]
İtilaf Kuvvetleri Çanakkale Boğazı’na yönelik girişimi, 1914’te savaş başladığı günlerde düşünülmüştür. Osmanlı savaşa girdikten sonra Boğazlar yeniden gündeme gelmiştir. Rusya kendisine yardım için Ocak 1915’te İngiltere’ye başvurmuştur. Bu öneri ilgi görmüş, İngiltere Deniz Bakanı Winston Churcill bir Çanakkale planı hazırlamıştır. Bu plana göre; Rusya’ya yardım edilecek, kurulacak olan bağlantı ile Batı cepheleri rahatlatılacak, Boğazlar ve İstanbul alınacak, Osmanlı saf dışı edilecektir.

Çanakkale Cephesi’nin Açılmasının Gerçek Nedenleri

  • İstanbul’u işgal ederek Osmanlı’nın yıkılmasını sağlamak, savaş dışı bırakmak.
  • Osmanlı’nın savaştan çekilmesiyle Almanya ve Avusturya-Macaristan’ı güneyden kuşatmak, Alman bloğunu tek başına orta Avrupa’da sıkıştırıp tecrit etmek.
  • İngiltere ve Fransa, Rusya’ya vereceklerini bildirdikleri Boğazlar Bölgesi’ni Rusya’dan önce ele geçirip barış masasına kuvvetli oturmak.
  • Osmanlı’yı barış yapmak zorunda bırakıp Süveyş Kanalı ve Hindistan yolu üzerindeki Türk tehlikesini ve açılmış olan bütün cepheleri ortadan kaldırmak.
  • Kafkaslar’a doğru girişilen Türk taaruzlarının hafifletilmesi için Ruslar’a yardım isteği.
  • Rus kaynaklarından yararlanmak, ekonomisini düzeltmek. Bunun için gerekli yardımın Rusya’ya ulaştırılması için çareler aranıyordu.
  • Batlık Deniz Yolu: Almanlar’ın kontrolünde.
  • Kuzey Kutup Deniz Yolu: Yılın 9-10 ayı buzlarla kaplı.
  • Avrupa Üzerinden Rusya’ya Ulaşmak: Almanlar bu hattı tamamen kapatmıştı.
  • Londra’yı Odessa’ya Bağlayan Yol: Çanakkale ve İstanbul Boğazları yolu olarak görülmekteydi. Bu sebeple    Boğazlar’ı zorla açmak, Rusya’ya yardımları ulaştırmak için tercih edilmeliydi.
  • Bulgaristan gibi harbe girmeye kararsız devletleri kendi saflarına çekmek.
  • Marmara çevresi ve Trakya’daki Türk sığınağının Süveyş Kanalı ve Mısır üzerine kaydırılmasını önlemek, Balkanlar istikametinde muhtemel ileri hareketlerden alıkoymak.
  • İslam alemine karşı hilafetin prestij ve otoritesini kırmak.
  • Manş Denizi’ndeki savaşlara karşı bıkkınlık duyan İngiliz halkına yeni bir cephede parlak başarılar göstermek.[2]

Deniz Harekatleri

Denizlere hakim olan dünyaya hakim olur.” düşüncesiyle hareket eden İngilizler, boğazları ele geçirmek için donanmanın yeterli olacağına inanıyorlardı. Bahriye Nazırı

Churchill’in planları Akdeniz filosu komutanı Amiral Carden tarafından da desteklenince,

Lord Fihser’ın şüpheli gördüğü bu harekatın donanma ile yapılmasına karar verildi. Tarihinde hiçbir yenilgi almamış olan İngiliz donanmasının silah, teknoloji ve başarı açısından kendine güveni tamdı. Dünyanın yenilmez donanması, Fransa’nın da desteği ile dünyanın en büyük armadasını oluşturuyordu. Bu donanmaya karşı gelebilecek hiçbir güç düşünülemezdi. Hele ki yıpranmış, teknoloji açısından zayıf ve parçalanmak üzere olan Osmanlı, bu armada ile asla baş edemezdi.

İtilaf Devletleri’nin deniz harekatı 19 Şubat 1915’te başladı. 13 Mart 1915’e kadar düşman gemileri tabyaları top ateşine tuttu, mayın tarama gemileri olabildiğince yol açtı. Boğazları zorlayarak geçebileceklerine inanan düşman kuvvetlerinin, kararlı ve dirençli bir karşılık almaları bu işin o kadar da kolay olmadığını gösteriyordu. Bir ay boyunca yapılan binlerce mermi atışının ardından çok da büyük bir gelişme elde edilememişti.

18 Mart’a kadar geçen bu dönemde boğazın girişinde bulunan Rumeli yakasındaki Südülbahir ve Ertuğrul tabyaları ile, Anadolu yakasındaki Kumkale ve Orhaniye tabyaları tahrip edilmişti. Boğaza giriş kapıları aralanmış ama hala ilerde olacaklar belirsizdi.

Ve 18 Mart 1915 sabahı geldiğinde kimse günün sonunda neyle karşılaşacağını bilmiyordu. 17 Mart 1915’te Amiral Carden’in yerine Amiral De Robeck’in atanmasıyla 18 Mart da gerçekleşecek plan uygulamaya konuluyordu.

Plana göre; 18 Mart sabahı 3 deniz tümeninden oluşan düşman filosu boğazda belirdi. Filonun en güçlü gemilerinden oluşan 1. Tümen bizzat Amiral de Robeck tarafından kumanda ediliyordu.

Queen ezabeth, Agamamemon, Lord Nelson muharebe gemileri ve Inflexible muharebe kruvazöründe oluşan 1. Tümen, saat 10:30’da boğazdan içeri girdi. Filonun önündeki muhripler savaş alanını tanıyorlardı. Planlanan noktaya ulaşıldığında Queen Elizabeth’in hedefi Rumeli Mecidiye Tabyası, Lord Nelson’un hedefi Namazgah Tabyası, İnflexible hedefi ise Rumeli Hamidiye Tabyası idi. “A Savaş Hattı” olarak adlandırılan bu plan 11.30’da uygulanmaya başlandı ve 11.30’da merkez tabyalarına ateş başladı.

Bu arada düşman gemileri Kumkale’den gelen tedirgin edici ateş hattına da girmişlerdi. Obüslerden üstlerine ateş yağıyordu. Yine de mesafe uzak olduğundan Türk bataryaları savaş gemilerine karşılık veremiyordu. Saat 12.00 sularında Çimenlik, Rumeli Hamidiye ve Anadolu Hamidiye ateş almıştı. B Hattı diye adlandırılan Amiral Guepratte komutasındaki 3. Tümen Suffren, Bouvet, Goulois, Charlemagne adlı dört Fransız gemisiyle Triumph ve Prince George adlı iki İngiliz muharebe gemisinden oluşuyordu. Plana göre bu tümen 1. Tümenin arkasından hareket geçti ve B hattı önündeki yerini aldı. Yavaş yavaş yaklaşan gemiler bu cesurane ilerleyişlerinde Türk bataryalarından düşen mermi ateşi altında B hattına vardılar. Şiddetli yapılan karşılıklı çatışmalarda aradaki bataryalar sustuysa da merkez bataryalar ateşe devam ediyorlardı. 900 yarda kadar içeri sokulduklarından şiddetli ateş bu gemilerin üzerine yağıyordu. 3. Tümene ait olan iki İngiliz gemisi Triumph ve Prince George A hattının kıç omuzluklarında yerlerini almış Rumeli Mesudiye ve Yıldız Tabyalarını hedeflemişlerdi.

Rumeli merkez bataryaları çok yoğun bir ateş altındaydı. Mermilerin çoğu tabyalar içine düşmüş, telefon hatlarını bozmuş, yangınlar çıkarmıştı. Rumeli Mecidiye tabyası topçuların şehit olması ile devre dışı kalmıştı.

Planın ikinci aşamasında Türk bataryaları üzerinde yeteri kadar üstünlük sağlanabilirse Albay Hayes Sadler komutasındaki 2. Tümen devreye girecekti. Ocean, İrresistible, Albion, Vengeance, Swiftsun ve Majestic’ten oluşan 2. Tümen, 3. Tümenin yerini alacak ve B Hattından son olarak yakın muharebe yapılarak Tabyalar içinde olmayıp mayın hatlarını savunan toplar tahrip edilerek bombardımandan hemen sonra mayın tarama işlemlerine başlanacaktı. Fakat 3. Tümenin yerini alacak 2. Tümen gelmeden önce beklenmedik bir şey oldu. Saat 14:00’e doğru Suffren büyük bir hızla boğazı terk etmekte ve Bouvet’de onu izlemekteydi. A hattını geçmek üzereyken Fransız gemisi Bouvet’de bir iki patlama oldu ve Anadolu Hamidiye tabyasınca ateş altındayken 3 dakikada suların altına gömüldü. Derin bir şaşkınlık yaşanıyordu.

Queen elzabeth ve Agamennon dışındaki bütün gemiler ateşi kestiler. Muhripler ve istimbotlar personeli kurtarmaya gittiklerinde 20 kişi kurtarılabilmiş, 603 kişi sulara gömülmüştü. Bu arada 12.30 sularında Goulois isabet almış ve ağır yaralarla boğazı terk ediyordu. 15.30 sularında mayına çarpan Inflexible’ın durumu kötüydü ama yoğun çabayla Bozcaada’ya ulaştı. 2. Tümen İngiliz gemileri, 3. Tümenin yerini aldığında bu manzara ile karşılaşmıştı. Saat 14.30’da ateşe başlayarak 10 yardaya kadar yaklaştılar. Namazgah tabyasını bombardıman ediyordu. Saat 15.00’te Rumeli Hamidiye daha sonra da Namazgah aldığı isabetle savaş dışına kalmıştı.

Anadolu Hamidiye tabyası hasar görmemişti ve İrrisistible’a ateş ediyordu. Saat 15.14’de İrrisistible’ın yanında korkunç bir patlama duyuldu. Saat 16.15’te tabyalarda uzaklaşmak isterken bir mayına çarptı. Bu bölgede bir gece önce Nusret’in döktüğü mayınlar hiç hesapta yokken can alıyordu. Bölgenin mayınlı olduğunu anlayan Amiral de Robeck 2. Tümenin geri çekilmesi için emir verdi. 18.05’te geri çekilirken Ocean da mayına çarpmıştı. Güçlü top ateşine rağmen Ocean’ın personeli muhripler tarafından boşaltıldı.

18 Mart’ta yaşananlar şaşkınlık yaratmıştı. Lord Fisher gibi ordusuz bir donanmanın başarıya ulaşamayacağını söyleyenler haklı çıkıyor, de Robeck ve Churchill gibi hala donanma ile boğazları zorlayıp İstanbul’a çıkılabileceği düşüncesi yeni hareket planları doğuruyordu.

Kara Harekatı

Çanakkale Savaşları’nda Deniz Harekâtı’nın başarısızlığı umutları Kara Harekâtı’na çevirmişti.Daha 1 Mart’ta Yunanistan, Gelibolu Yarımadası işgal etmek, mümkün olduğu takdirde İstanbul üzerine yürümek üzere İngiltere’ye üç tümenlik bir kuvvet önermişti. İngiliz ve Fransızlara kalsa öneri kabul edilebilirdi. Ancak Rus Çarı, İngiliz Büyükelçisi’ne, hiçbir şart altında Yunan askerinin İstanbul’a girmesine izin vermeyeceğini bildirerek bu tasarıyı önledi.

Londra’da ise, harekâtı Donanma yalnız mı yapsın, yoksa Kara Ordusu ile birlikte mi hareket etsin tartışması yapılmakta idi. Bir Kara Ordusuna ihtiyaç olduğunu savunanların arasında Lord Fisher geliyordu. Bununla beraber son karar, Savaş Bakanı (Harbiye Nazırı) Lord Kitchener’indi. O ise, ısrarla elinde birlik olmadığını söylüyordu, ama seçkin bir birlik olan ve İngiltere’de bulunan 29’ncu Tümen’e hiçbir görev verilmemişti.

Nihayet Mart’ta Kitchener Çanakkalecilerin tarafına kayarak 29’ncu Tümenin Ege’ye sevk edileceğini, Çanakkale’de bulunan Deniz Piyadelerine Gelibolu Yarımadası’nın temizlenmesinde yardım edeceğini açıkladı. Bu haber Fransa cephesinde buluna İngiliz Generallerinin öylesine büyük tepkisine yol açtı ki, Mareşal sözünü geri alarak 18 Şubat’ta bu birliğin yerine o sırada Mısır’da bulunan Avustralya ve Yeni zelanda, Tümenlerinin gideceğini bildirmek zorunda kaldı. Askeri durumu tetkik için Çanakkale’ye gönderilen General Sir William Birdwood, 5 Mart’ta Kitchener’a gönderdiği raporda, Donanmanın tek başına Bağaz’dan geçemeyeceğine inandığını, kuvvetli bir ordunun karadan donanmayı desteklemesi gerektiğini bildiriyordu. Bu rapor Kitchener’in bütün tereddütlerini giderdi. 10 Martda 29’ncu Tümenin Ege’ye gönderileceğini açıkladı. Ayrıca bir Tümen de kendilerinin göndermeleri için Fransızları ikna edeceğini ilave ediyordu.Böylece Mısır’daki Anzac Tümenleri ile birlikte 70 bin kişilik bir kolordu bu işe ayrılmış oluyordu.

 Birdwood’un raporuna rağmen, hala donanmanın tek başına Boğazı geçebileceğini düşünenler vardı. Bu karışıklık içinde Kara kuvveti hazır olana kadar Donanmanın harekatını geri bırakmasını, bu suretle Kara ve Deniz Kuvvetlerinin müşterek harekata başlamasının en iyisi olacağını hiç kimse aklına getiremiyordu.

O sıralarda Londra’ya hakim olan bu kargaşalık ve belirsizliği, ne yapacağı belli olmayan Sefer Kuvveti’nin Komutanlığına yapılan atamadan anlamak mümkündür. Bu komutan, Kitchener’in Güney Afrika savaşlarından eski bir arkadaşı General Sir


Lan hamilton’du. Donanma asıl saldırısını yapana kadar, Hamilton’un birlikleri işe karışmayacaktı. Eğer deneme başarıya ulaşmazsa Hamilton Gelibolu yarımadasına çıkarma yapacak, başarıya ulaşırsa yarımadaya zayıf bir kuvvet bırakıp doğrudan doğruya İstanbul üzerine yürüyecekti. Oradan İstanbul Boğazına çıkarılmış bir Rus Birliği ile birleşmesi umuluyordu.[3]

''Çanakkale savaşında Çanakkale boğazı geçilmiş olabilir mi?''

Bu soruya cevap olarak şunu söyleyebiliriz. Çanakkale Türklere göre geçilmedi olarak biliniyor. Evet geçilmedi çünkü gemiler ve kara kuvvetleri geçemedi. İngilizlerin deniz altıları Çanakkale boğazını geçtiler. Lakin sadece Çanakkale boğazını geçtiler. Yani şu bir gerçek ki, sadece Çanakkale boğazı geçildi, Çanakkale değil.

Kaynakça (Derleme: 27.06.2020)

  1. Site: ''Çanakkale Savaşı'', Erişim: 29.03.2015, (http://www.canakkalesavasi.gen.tr).
  2. Site: ''Çanakkale Cephesi'', Erişim: 29.03.2015, (http://www.canakkale2015.gov.tr/tr/canakkale-savaslari/canakkale-cephesi).
  3. Site: ''Çanakkale Savaşı'', Erişim: 29.03.2015, (http://www.turkcebilgi.com/%C3%A7anakkale_sava%C5%9F%C4%B1).

Görseller

Çanakkale Deniz Savaşı

Madde değeri: 340

Çanakkale ve Savaşı: Katkılar

Bu alan maddeye ait ek katkıları içerir.

Henüz bu maddeye katkı sağlanmamıştır. Maddeye katkı sağlayarak gelişmesine yardımcı olabilirsiniz.
Lütfen bu alana yorum, tartışma konusu ve reklam eklemeyiniz. Görüş ve önerilerinizi "Tartışma" bölümüne ekleyebilirsiniz.

Toplam Katkı Sayısı: 0
avatar

Tartışma

| Anahtar Kelimeler: ÇANAKKALE, çanakkale ili, çanakkale savaşları Okunma: 34 | Güncellik: 2020-07-27 | Değer: 0.0/0

Madde Başlığı: Çanakkale ve Savaşı
Madde Kimliği: 1593285962
Sayfa Kimlik Kodu: 60
Robotların İndekslemesi: İzin Veriliyor (Varsayılan).
Son değişikliği görüntüleyen kullanıcı sayısı: 34
Rastgelelik Viki Öğe Kimliği: RW606entry
Madde Kategori ve Grupları: Kategori / Alan / Bölüm; Kültür - Sanat
Madde Şablonu: Bozuk madde
Madde Dili: Türkçe
Sayfa Dili: Türkçe
Madde Oluşum Tarihi: 2020-06-27
Katkı Sayısı: 0
Tabii Sunucu ve Veri: Rastgelelik Arama Motoru > WB Alt Sistemi / R-uNet alt yapısı.
Sürüm: 1.6-60
Kalıcı Madde Adı: Çanakkale ve Savaşı (Gallipoli campaign)
Kalıcı Madde Sayfa URL: http://wb.rastgelelik.com/canakkale-savasi
Belge URL: Henüz bir belge eklenmemiş.
Diğer Sosyal Ağlarda Paylaşım:
RSS Bağlantısı: http://wb.rastgelelik.com/viki/rss/
Madde Resmi+URL: /_bd/0/60.jpg (Boyut: 10.8 Kb)

"Çanakkale ve Savaşı" isimli bu maddeye katkı sağlayarak gelişimini sağlayabilirsiniz.